#değişim

kendimle konuştuğum bazı anlarda bile sanki bir başkasıyla yorumlaşıyor, ayrı ayrı iki insan fikir weriyormuş hissine kapılıyordum..

Oturdum ve bir gün kafamın içindeki sesi kısıp, duymadan onu, yorumlara kapalı – tarafsız bir şekilde düşündüm uzunca..

Sonuç;

yaşadığım şeyler öylesine değiştirmişti ki beni, 

bir yanım bu değişime kayıtsız kalamıyor ve dilleniyorken, saf yanım olduğu gibi kalıp sabit değerlendirmeler ve geleneklerle tepkide bulunuyordu.. 

Hangisinin daha baskın olduğuna kararı iç sesim wediğine göre ewet artık ben de değişmiştim..değişiyordum günden güne ve daha da değişecektim belli ki! yaşadığımız günler bunu gösteriyordu.. 

#joker’schanging! 

Saçma sapan durum savıştırma cümlelerini geçeli epey oldu.

O anı kurtarma çabası, adı üstünde o ana özgü! 

Ne istiyorsun ya da ne istiyorlar diye düşünmek bana bir şey kazandırmıyor çünkü benim ölçütüm yine benim.. 

Ben ne istiyorum? 

Neredeyim,  kimlerle ve ne yapabiliyorum?  

Bu soruların yanıtı eger kendime yazdığım takvimimle örtüşüyor ve puzzle tamamlanıyorsa ben bütünü oluşturuyorum,  hala eksiklerim olduğunu düşünüyorsam eksiklerimi tamamlamak üzere yoğunlaşıyorum..

Yani demem o ki, ben, ben oldugum sürece anlamınız var.. 


    Hissizleşmek.. 

    Hissizleşmek yeryüzündeki tek bir warlığa ya da nesneye karşı içinde duygu barındırmamak demekti, hissizleştiğimi sanıyordum ve düşündüm ben o insan ewladına karşı hiçe sayılamayacak derecede yüklü duygulara sahiptim üstelik arkadaşlarım ve ailemi de sewiyordum sonra öğrencilerim ve dostlarım kitaplar ve içlerinde kendimi bulduğum karakterlere karşı da boş değildim.. 

    Hissizleşmiş olamazdım çünkü onun adı her geçtiğinde kalbim sıkışıyor, her konuştuğumuzda heyecandan sesim ayrı ellerim ayrı organlarım ayrı titriyordu… 

    Sözcükleri anlamına uygun kullanmak gerekiyordu ve ben hissediyordum hem de aşk denilen o koskoca duyguyu kalbimde bir hançer gibi o’ndan yana… 

    #Tavuztüyü

    Tavuz kuşunun en değerli parçalarından biri, o görkemli tüylerinden yalnızca biri gibi gözüken göz göz işlenmiş nadide parça onun için ne kadar da kıymetli ta ki düşene dek! 

    Sıradan bir tüy oluveriyor yanından geçerken bakmıyor bile aaa bu benimdi diye,  o onu umursamıyor fakat bulan herhangi bir insan için anlamlı bir hal alıyor.. 

    Birileri birileri için anlam ifade etmez iken birileri birilerinin ayrılmaz parçası haline gelebiliyor insan ilişkilerinde fakat kuş familyasından öğreneceğimiz bir detay war ki,  senden düştü müydü ahlanıp wahlanmak yerine yanından yürüyüp gidebilmek.. 

    Kuş bile üzmüyor canını,  bizler neden yük ediyoruz her vedayı???